29 MART 2008 - 2008/1. DÖNEM
SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK
HUKUK SINAVI
SORU VE CEVAPLARI
SORU 1) Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre;
a) Analık Sigortasını tanımlayınız
b) Analık Sigortası yardımlarından yararlanmanın şartlarını belirtiniz,
c) Analık Sigortası ile sağlanılan yardımları sadece belirtiniz.
CEVAP-1
a) Analık Sigortasının Tanımlanması
Sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısı ile Kurumdan kendi
çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almakta olan kadın veya erkeğin sigortalı olmayan karısının,
analığı halinde belirli yardımları sağlayan bir sigorta koludur.
b) Analık Sigortası Yardımlarından Yararlanma Şartları
Analık sigortası yardımlarından yararlanabilmek için;
1) Sigortalı kadın için, doğumdan önceki bir yıl içinde en az 90 gün Analık Sigortası primi
ödenmiş olması,
2) Sigortalı erkeğin doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün Analık Sigortası primi
ödemiş olması, ayrıca sigortalı erkeğin doğum yapan kadınla doğumdan önce Medeni Kanuna
göre evlenmiş bulunması,
Şarttır.
c) Analık Sigortası İle Sağlanan Yardımlar
Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin
sigortalı olmayan karısının analığı halinde aşağıda yazılı yardımlar sağlanır.
1) Gebelik muayenesi yaptırılır ve gerekli sağlık yardımları sağlanır.
2) Doğumda gerekli sağlık yardımları sağlanır.
3) Emzirme yardımı parası ödenir.
4) Sigortalı kadına, doğumdan önce ve sonra işinden kaldığı günler için ödenek verilir.
5) Analık halı sebebiyle gerekirse yurt içinde başka bir yere gönderilir.
Kurumdan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almakta olan kadın veya erkeğe
sigortalı olmayan eşi,analık halinde sadece (1),(2),(3) ve (5) bentlerinde sayılan yardımlardan
yararlanırlar.
2
SORU 2) Hakkın kazanılması kavramını açıklayınız ve hakkın kazanılması yollarını kısaca
açıklayınız.
CEVAP- 2) Hakkın kazanılması, kişinin hak sahibi konumuna gelmesini,bir hakkın bir kişiye
bağlanmasını, bir hak ile bir kişi arasında bir bağlantı kurulmasını ifade eder. Hakkın kazanılması,
bir hukuki olay ya hukuki fiil ya da hukuki işlem yollarıyla gerçekleşir.
Hakkın kazanılması yolları aşağıda belirtilmiştir.
1. Aslen kazanma
Bir hakkın aslen kazanılması demek, bir kimsenin o zamana kadar hiç kimseye ait olmayan bir
hakkı kendi fiiliyle elde etmesi demektir. Bu durumda hak sahibi bu hakkın ilk sahibi
olarak,doğrudan doğruya hakkı kazanmaktadır. Hakkın daha önce bir sahibi yoktur. Örneğin
avlanma suretiyle bir hayvanın mülkiyetinin elde edilmesi aslen kazanmadır.
2. Devren Kazanma
Bir hakkın devren kazanılması , bir kimsenin o hakkı o zamana kadar sahibi bulunan kişiden
elde etmesi demektir. Burada hak başkasından devren kazanılmaktadır. Bir kişi şey üzerindeki
hakkını kaybederken, bir diğeri bu şeyin sahipliğini kazanmaktadır.
Hakkın devren kazanılması “külli halefiyet (tümden geçiş)” veya “cüz’i halefiyet (tekten
geçiş)” tarzında ortaya çıkar. Külli halefiyetin tipik örneği mirastır. Miras bırakanın ölümüyle tüm
mal varlığı - herhangi bir devir işlemine gerek olmaksızın- bir bütün olarak mirasçılara geçer.
Ancak mirasçılar, bu mala birlikte (miras şirketi) şeklinde (elbirliğiyle) malik olurlar.
Cüz’i halefiyette ise kişinin malvarlığını oluşturan şey tek olarak (münferiden) bir başkasına
devredilmektedir. Bu şeyin hak sahipliğinin (mülkiyetinin) hakkı devralana geçmesi için
taşınmazlarda “tescil”, taşınırlarda “teslim”, alacaklarda ise “temlik” işlemine gerek vardır.
Oysa mirasta yer alan taşınmaz/taşınır mallar ve alacak bu işlemlere gerek olmaksızın
kendiliğinden mirasçılara geçmektedir. Daha sonra yapılacak tescil/teslim veya temlik işlemleri
sadece açıklayıcı bir işleve sahiptir.
3. Tesisen Kazanma
( Örnek: bir mal üzerinde rehin hakkı kurulması): Burada mevcut bir hakka dayanarak, başka
bir hak kurulmaktadır. Bir malın maliki bu mal üzerinde bir başkası lehine (borcuna karşılık) bir
rehin hakkı kurmaktadır.
SORU 3) Kolektif şirketi tanımlayınız ve kuruluş işlemlerini kısaca açıklayınız.
CEVAP 3)
T.T.K.’nun 153. maddesine göre kollektif şirket “ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı adı
altında işletmek amacıyla gerçek kişiler tarafından kurulan ve ortaklardan hiç birinin
sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlandırılmamış olan” şirkettir.
O halde kollektif şirket:
1- İktisadi ve kâr amaçlı kurulan ticari bir işletmedir.
2- Bir ticaret ünvanı vardır. Ticaret ünvanı uygun seçilmiş olmalı, ahlâk ve âdâba aykırı,
kamuoyu tedirgin edici nitelikte olmamalıdır. T.T.K.’nun 44. maddesine göre “.....ticaret ünvanı,
bütün ortakların veya hiç olmazsa ortaklardan birinin adı ve soyadıyla ve türünü gösterecek bir
ibareyi” içermelidir.
3- Gerçek kişiler tarafından kurulabilir. Tüzel kişiler, kolektif şirkette kurucu ve ortak
olamazlar. Kamu düzenini ilgilendiren bu ilke, kollektif şirketi diğer şirket türlerinden ayıran en
önemli özelliktir.
4- Ortakların şirket alacaklılarına karşı sorumluluğu, sınırsız sorumluluktur, müteselsil bir
sorumluluktur. Ortaklar, şirkete girişinden önceki şirket borçlarından aynı derecede sorumlu
oldukları gibi, bu kurallara aykırı sözleşmeye konan hükümler, üçüncü kişiler yönünden geçerli ve
bağlayıcı değildir.
Şirket Kuruluşu Sırasında Yapılacak İşlemler
1. Ana Sözleşmenin Hazırlanması
Kollektif şirketin kurulması için,ortakların bir şirket sözleşmesi hazırlamaları gerekir. TTK'nın
154. maddesine göre, kollektif şirketlerinin mukavelelerinin yazılı olması ve ortakların imzalarının
noter tarafından tasdik edilmesi şarttır.
2. Kollektif Şirket Kuruluşunun Tescil Ettirilmesi
Şirket ana sözleşmesinin şirketi temsile yetkili kişi ve/veya kişiler tarafından noterde
onaylatılmasından sonra en geç 15 gün içerisinde, onaylı şirket sözleşmesinin aslını şirket
merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret ve sanayi odası (Ticaret ve sanayi odalarının ayrı olması
durumunda ise ticaret odası) bünyesinde yer alan ticaret sicil memurluğuna vermek ve tescilini
istemek zorundadırlar. Kollektif şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
SORU 4 ) İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre idari dava türlerini tanımlayınız ve tam yargı
davası ile iptal davası arasındaki farklılıkları belirtiniz.
CEVAP-4) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre, idari dava türleri
şunlardır :
a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı
olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan
tam yargı davaları,
c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç,
kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı
taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.
Tam yargı ve iptal davası arasındaki farklılıklar şöyle sıralanabilir:
- Tam yargı davası ile iptal davası arasındaki en önemli farklılık, tam yargı davasının açılması
için “hakkın ihlal edilmiş (zarar görmüş) olması”nın aranmasıdır.İptal davasının açılması
için,davacının “menfaatinin ihlal edilmesi (zarar görmesi) yeterlidir.”Hakkın ihlali”
gerekmez.
- İptal davasına sadece idari işlemler konu olabildiği halde, tam yargı davasına idari işlemler,
idari eylemler ve idari sözleşmeler konu olabilir.
- İptal davasında işlemin iptali istendiği halde, tam yargı davasında davacıya bir hakkın yerine
getirilmesi, saldırının durdurulması, eski durumun geri getirilmesi ya da uğranılan zararın tazmini
gibi imkanlar tanınmıştır.
- İptal davasının doğurduğu sonuçtan taraflar dışında ilgili diğer kişiler de yararlandığı halde,
tam yargı davasında sonuçtan sadece davanın tarafları yararlanır. |